Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
tor-al ticaret
Azdavay Haber Tanıtım

NOBEL DEĞİL CEZERİ ÖDÜLLERİ

Erdal Arslan

Erdal Arslan

Son günlerde tüm dünya kamuoyu Nobel Edebiyat Ödülü ile ilgili olayı tartışıyor.
Bir hela peçetesi kadar değeri olmayan (!) Handke’yi bu ödüle (!) layık görenler kadar, Nobel Ödüllerinin temellerinin atıldığı ruhu ve zemini de iyi bilmek gerekiyor!
http://www.tyb.org.tr/erdal-arslan-olum-tacirinden-odul-tacirligine-40244h.htm yazımızda Nobel Ödüllerinin tarihinde kısa bir yolculuk yapmış ve Alfred Nobel denilen silah tüccarının Nobel Vakfı’nı neden kurduğunu ve 33 milyon iki yüz bin kronunu neden Nobel Ödüllerine gömdüğünü anlatmıştık!
Temelinde kan, gözyaşı ve katliam olan bir binanın çatısından ne bekliyorduk ki?
Maddi kaynağı silah ticaretinden gelen paralar olan ödüllerin kimlere gideceğini düşünüyorduk ki?
Sadece kanlı imajını kamufle etmek ve tarihi aldatmak(!) gayesi güden bir zihniyetle atılan ilk adımın ardından gelen adımların nereye gideceğini sanıyorduk ki?
Arada kaideyi bozmayacak istisnalar olsa da Nobel Ödüllerinin verildiği şahsiyetlerin büyük bir çoğunluğunun temeli, harcı ve ilk adımı ile uyum içersindeki şahsiyetler olduğunu görmek için Myanmar Müslümanlarına kan kusturan Suu Çi, Vietnamı kan gölüne çeviren Kissinger, Filistin zulmünün önde gelenlerinden Menahem Begin, İsrail’in yandaşı Enver Sedat, BM’nin soykırımlara karşı üç maymunu oynayan genel secret’ı Kofi Annan ve hatta ABD Başkanı Barack Obama yetmedi! Handke ile mi gözü açılacak dünyanın?! Daha doğrusu kadim medeniyetin!
Batı Medeniyeti (!) temelindeki, ruhundaki, harcındaki tıynetini nasıl en güzel kamuflajlar eşliğinde süsleye püsleye enjekte ediyorsa kadimini unutturdukları güruha, Nobel Vakfı da aynı yolun yolcusu olarak işini gerektiği şekilde yapıyor!
Benim anlayamadığım ise;
Tarihinde İbn-i Sinalar, Cezeriler, Harezmiler, Biruniler, Yunus Emreler, Fatihler, Alpaslanlar, Selahattin Eyyubiler, Mete Hanlar, Kürşadlar, Musab bin Umeyrler, Hamzalar, Aliler, Ömerler, Zeynepler, Haticeler, Safiyeler, Tomrisler, Balalar, Mimar Sinanlar, Dede Korkutlar yetiştirmiş kadim medeniyetin Nobel Ödüllerine ehemmiyet vermesi, ciddiye alması hatta yoluna ram olması!
Bırakalım Batı Medeniyeti(!) denilen sömürge, çıkar, zulüm ve ötekileştirme dünyasının peşinden koşmayı… İlla bilimsel ödül verilecekse; ecdad orada bize bakıyor! İlla edebiyat ödülü verilecekse, şairlerimiz, ozanlarımız, manzumecilerimiz eserleriyle ruhumuza sesleniyor! İlla sanat ödülü verilecekse; kadim medeniyetin sayısız eseri gözleri kamaştırıyor!
Ne Nobel Ödüllerini, ne Alfred Nobeli, ne Handke’yi ne de o zihniyeti lütfen ciddiye almayın! Batı Medeniyetinden insanlık namına, medeniyet namına bir şeyler beklemeyin, ümitlenmeyin, hayal kurmayın!
İlk emri “Oku!” olan bir kitabın, “ilim Çin’de de olsa alınız diyen bir Rehberin, “çocuklarınızı kırk yıl sonrasına göre yetiştirin” diyen bir ilim kapısının sac ayağını oluşturduğu İslam dininin mensuplarına bilim kulvarındaki bu tur yemişlik yakışmıyor!
Bırakın Nobellerini kendi tıynetleri doğrultusunda dağıtsınlar! Biz kadim zamanlarımızdaki ruhu, anlayışı, çalışkanlığı, üretkenliği, azmi ve cesareti tekrar yakalayıp Hakiki Müslümanlar olmaya azmedelim ve “İki günü birbirine eşit olmayan!” neferler olalım.
İlla bir ödül dağıtılacaksa da kadim pencerelerimizin ruhumuza üflediği kadim medeniyetin mimarlarının adına dağıtalım ödülleri…
Belki suya attığımız taşın haleleri hilallere ulaşır; belki attığımız taş bir kurbağayı ürkütür umuduyla önerimi sunarak kalemin kelamını bitireyim;
CEZERİ ÖDÜLLERİ dünyanın en prestijli ödülleri olsun… Ama önce CEZERİ ÖDÜLLERİ temelimiz olsun!

ERDAL ARSLAN

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ