Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
tor-al ticaret
Azdavay Haber Tanıtım

Bir öğretmen neyi değiştirir

Erdal Arslan

Erdal Arslan

Şimdinin çocukları iki, üç yaşlarında başlıyor kalem tutmaya. Ben ise kalemi tutmaya yedi yaşımda başladım. Yazmaya da haliyle ilkokula adım attığım sene bismillah dedim.
Yazı ile yazın arasındaki ince çizgiyi geçmem ise 9 yaşımda oldu! O zamanlar “yazı ve yazın arasındaki fark ne?” diye sorsalar, cevap veremezdim.
Yıllar sonra öğrendik;
“Yazı” kalemden “Yazın” (edebiyat) yürekten çıkarmış!
Daha 9 yaşındaki, ilkokul üçüncü sınıfın tozunu yutmakta olan bir çocuğun yazın çizgisine nasıl geçtiğini merak ediyorsanız; HİÇ’İNCİ YOKUL ŞAHSIN HİKÂYESİ adlı son kitabımızı okumanızı tavsiye ederim.
9 yaşımızda yaşadığımız bir tecrübe (!) bir müddet kalem tutmaya korkar hale getirse de elimizi, Azdavay İmam – Hatip Ortaokulu’nda yine bir üçüncü sınıf durağında karşıma çıkan Sibel Köksal ismindeki Türkçe öğretmenim yüreğime yerleştirdi yazma cesaretini tekrar.
Ömrümde aldığım ilk hediye Sibel Köksal hocamın verdiği küçük, 21,5 cm x 14,00 cm ebadında, tahminen 150 sayfalık, düz siyah renkli kapağı olan bir bloknot defterdi. Kırtasiyeden günümüz değerlemesiyle 10 – 15 liraya alabileceğiniz basit, ucuz, sıradan bir defter(!)
Hediye edilen şeyin maddi değerini görür ya da fiziksel betimlemesini yapıp açıklayıcı anlatım tekniğini uygularsanız; YAZI yazmış olursunuz.
Hediye edilen şeyin yıllardır bastırılmış yazma isteğinin uyandırılması, kaleme olan küskünlüğün sona ermesi, zihni, aklı, kalbi, yüreği prangalayan korku zincirin kırılması olarak görürseniz ve ruhsal betimlemesini yapıp sanatsal anlatım tekniğini uygularsanız; YAZIN tarlasına ilk kazmayı vurmuş olursunuz!
Türkçe Öğretmeni Sibel Köksal’ ın ince, uzun ellerinden çıkıp Erdal Arslan ismindeki bir talebenin küçük ellerine ulaşan o küçük defter; artık elden düşmeyecek olan kalemin, yürekte hapsolmayacak duyguların ve kağıtlara hücum edecek kelamın ilk adımı oldu.
Bir öğretmenin demir parmaklıklar ardına koyduğu küçücük bir yüreğin sessizliğini yine bir öğretmen bozdu.
Bir öğretmenin nakavt ettiği özgüveni yine bir öğretmen kürsünün zirvesine taşıdı.
Bir öğretmenin kurşuni bulutların ardına gizlediği güneşi yine bir öğretmen bahar esintisiyle birlikte o küçük yüreğin içine soktu.
Ömrümün her yılının ayrı bir anlamı var. Hayatımın kırk küsur senesinde en az kırk küsur dönüm noktası vardır.
2019 yılı da “Yazarlık Atölyesi” macerasının besmele çektiği yıl oldu. Şubat ayında açtığımız ve Kastamonu’da İLK VE TEK olan Yazarlık Atölyesinde kaleminden ter akıtan 15 genç yazarımla hemhal oldum.
Şimdi Ekim ayında başlayan Yazarlık Atölyesinde de 23 genç yüreğin, yolun yarısını çoktan geçen yorgun yüreği fethini, tazelemesini ve sevgiyle beslemesini yaşıyorum.
Ve aklıma hep Türkçe Öğretmeni Sibel Köksal geliyor. Kalem kağıda her hücum ettiğinde biliyorum ki, önümde Sibel Köksal isminde bir akıncı kuvvet var bütün engelleri benim için kaldıran…
Yaşıyorsan Mevlam uzun, sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ömür ihsan eylesin; vefat etmişsen cennetinde nimetlere gark eylesin. Unutulmadın Yazı’dan Yazın’a geçerken elimden tutan Sibel Köksal… Unutulmayacaksın ÖĞRETMENİM!

ERDAL ARSLAN

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ