Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
tor-al ticaret
Azdavay Haber Tanıtım

BABAMIN İZMİR’DE Kİ MEZARI

Fehmi Nalbant

Fehmi Nalbant

Kastamonu’dan bindiğim otobüsle,İzmir’e babamı ziyarete gidiyordum.Gece yolculuğunu, sabah İzmir’e inmek düşüncesi ile seçmiştim. Horuldayarak uyuyanlar çoğunlukta idi. Gözümü kırpmadan sabah olmuş hiç gitmediğim İzmir’e, arada bir gözüme ilişen yol levhalarından, yaklaştığımız belli oluyordu.Sene 1995
İzmir’e yaklaştıkça, içim kabarıyor. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Rahmeti Rahmana kavuştuğunda, küçük olduğum için Gördüğümü hatırlayamadığım babamı, bu yaşa geldiğim halde mezarını bile ziyaret etmediğim için kendimi suçlu sayıyor ve vicdani rahatsızlık duyuyordum.
İzmir’e girdiğimizde, arka sıralardan bir kadının ağlama sesi ve hıçkırığını duymam, beni de hıçkırıklara boğmuştu. Otobüstekiler, bir bana birde, arka sıralarda ki ağlayan kadına bakıyorlardı. Belli ki o kadının da benim gibi bir eksik tarafı vardı. Bir yere geldiğimizde şoför, (son durak) diyordu. Amma burası hiçte otogara benzemiyordu. Beraberce indiğimiz, ağlayan genç kadının kucağında bebeği vardı. Hala o ağlıyor, ben ağlıyordum. Hemen onun önüne dikildim. Bana inanması için AZDAVAY Belediye Başkanlığı kartımı göstererek, kendimi tanıttım. (Nereye gideceksen seni oraya kadar götüreceğim) dedim.
Her gören bize şüphe ile bakıyor. Hatta İzmir Efendisi tipli bir adam (Söylerseniz, yardımcı olacak güçteyim) diyordu. (Şu anda müşterek ağlamadan başka ortak yanımız ve tanışıklığımız yok) diyerek ve ilgilisine teşekkür ederek, müşterek bindiğimiz taksi ile iki ağlayan göz olarak hedefimize gidiyorduk.
Babam,1942 yılı 15 temmuzun da (İzmir Karataş Muallim Mektebinde) usta başı iken, kurduğu iskeleden düşerek, görev şehidi olmuştu. Eski Aydın yolu üzerinde ki, Paşa köprü mezarlığına gömüldüğünü ağabeyim söylüyordu. Bu yola girdiğimizde ağlaması daha da şiddetlenen kadın bana, dualarla evlerini tarife çalışıyordu. Amma, taksiden indiğinin, evden görülmesini istemediği için köşede indirmiştik. Biraz sonra şoför Ahret şehrine geldik diyordu.
Tarihi mezarlık, derenin kuzeyinde yolun sağında idi. Belki 80-90 yıllık 4 m genişlikte ki kapısı,3 m yükseklikte, yılların küflendirdiği amma, çürütemediği demir çubuklardandı. açmak epeyce kuvvet istiyordu. Çoktandır. yeni ahret yolcularını da kabul etmiyor gibi idi.
Bu şehir sakinlerini, memnun etmenin yolu, elde gelen çiçeklerle değil. Bu şehrin kapısından dualarla girilmesi ile olduğuna inananlardandım. Bu inanç ve yaşlı gözlerle girdim. Şoförün dediği Ahret şehrine.
Görevliler, mesailerine yeni geliyorlardı. Ağlayarak mezarlık avlusuna girdiğimi görenler, kimi elinde su, kimi cebinden çıkardığı kağıt mendilini uzatarak,yardım etmeye çalışıyorlardı. (Yardımcı olalım) tekliflerine, Sadece babamı ziyaret etmek için geldiğimi,zira O, 54 yıldır burada bir dua için beni beklediğini, şu anda da beni izlediğini söylüyordum.
Ağabeyim, meydanın sol tarafında,orta yolun sonlarında ki yaşlı selvi ağacı dibinde, betonla yapılıp, adı yazılı mezarı adres olarak vermişti. Bu adres çoktan kaybolmuş, Babamın üstüne zenginlerin lux mezar taşlı, mermer mezarları kondurulmuştu. Üzerine bırakılan, bag bağ pahalı çiçek demetlerinin kimi çürümüş, kimi taze idi. Demek onlar çiçekle gelmişlerdi.
Biliyordum ki, Babam, göz yaşlarımla ıslattığım toprağını, mezarı kabul edip, okuduğum Yasin ve Fatiha surelerini kendine ve komşularına bağışladığımı fark edip, sevgi ile kabul ettiklerini görür gibi idim. Babamla ve orada yatanlarla vedalaşıp, ağlayarak bildiğim duaları okuyarak geldiğim mekana geri dönüyordum.

Fehmi NALBANT
Kasım 2012.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Eski köy düğünleri - 20 Haziran 2019
KÖPRÜ 3 - 25 Kasım 2017
KÖPRÜ 4 - 25 Kasım 2017
Seyir Terası - 20 Kasım 2017
AZDAVAY MERKEZ CAMİİ - 10 Kasım 2017
Azdavay Köyleri - 29 Haziran 2017
NİNEMİN MÜDÜR LAKABI - 28 Nisan 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ