Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
tor-al ticaret
Azdavay Haber Tanıtım

Azdavay Köyleri

Fehmi Nalbant

Fehmi Nalbant

Azdavay’ın köylerine giden hangi yola girerseniz girin benim şimdi tarife çalışacağım coğrafi, mimari ve insani özelliklerle karşılaşırsınız.
Azdavay’dan kuzeye doğru giden eski Cide yoluna girdiğinizde, hemen ilerilerde Osmanlı mimari özelliğine uygun ahşaptan oluşan eski Azdavay evlerini göreceksiniz. Yaklaşık her on dakikada bir, uzak- yakın bazen de içinden geçtiğimiz mahalleler köyleri oluşturmaktadırlar.
Ata yadigarı bu eski evleri yapan ustalar yok artık. Evlerde, tek tek yıkılıp kayboluyor.
Arabanızın sesini duyan son sakinler, ahşap evlerinin çevre mimarisine uygun ahşap pencerelerini açarak selamınızı almaya hazırlıklı olduklarını fark edeceksiniz. Kendilerine göre nazik bir eda ile köy kültürü kokan bir incelik ve hürmetle (hoşgeldiniz) diyeceklerdir. Gönüllerine hoş gelecek bir kaç kelam ederseniz köy gelenek ve göreneklerine göre evlerine davet edip, hürmette kusur etmemeye ve bir şey ikram etmeye çalıştıklarına şahit olacaksınız.
Yol boyu uzaktan da olsa onlarca ağaç, çeşitli otların rüzğarla olan dansını, bilhassa ıhlamur kokularını teneffüs ederken, Çıra kayasının yamaçları arasında “Agotlu”daki mağaraların önünde oynaşan ayı yavrularını da görmeniz olasıdır (detaylı görmeniz için dürbünle bakmanız gerekir).
Sama Mahallesinden sonra 3 Km yolu ağır ağır inerken sağı solu dikkatlice seyre dalarsanız Köy Doruğu kayası üzerindeki Ayı ve Yaban Hayatı Gözlem Evi (TRT yapımı) yakınlarında geyik ve karaca topluluklarına rast gelmeniz sessizce inmenize bağlıdır.
Yol uzadıkça çok etkileyici yerler göreceksiniz. Solunuzdaki kanyondan çıkıp batıya doğru akıp giden Koca Çayın berrak suları ile Kurtgirmez Dağı, Sivrice Kalesi, Çıra Kayası ve Domla Kayaları yeşillik ve güzelliklerinin birleştiği yeri hayal edin. İşte orası Küre Dağları Milli Parkının ilk resmi kapısıdır. Bu kapı Valla Kanyonuna, vahşi tabiata ve Kayabaşı Köyü Nalbantoğlu Milli Parkına açılır.
Tarihi evleri, tarihi köprüleri ve çevresinde çok eskiden yaşamış insanların barındığı mağaralar bulunmaktadır. Bu mağaralarda bu gün onlarca ayı kasım ve nisan aylarında yavrularını doğurup beslemektedir. Bu yavruların karanlık dünyalarından aydınlığa çıktıkları mekanlardır buralar.
Nalbantoğlu Mahallesi, benim ve benim gibi yüzlerce Nalbant soyadı taşıyanların doğduğu beş haneli yerleşim yeridir. Kırk yaş üzeri komşularla doğduğumuz, gelişip büyüdüğümüz evler bu günkü gençliğin tahmin ettiği gibi, aydınlık ve bol dekorlu değildi. Sadece gaz lambası ile fevkalade gecelerde (ağır misafir geldiğinde) aydınlanırdı. 1940 ve sonraki yıllarda ocağa doldurulan kalın meşe odunu (ısınmak için ), yarı çıralı kalın çam (aydınlanmak için) odunlarının ısı ve ışığında gülecek ve neşelenecek bir şeyler bulunur kahkaha atılırdı.
Tarih kokan Köy Evlerimiz, bu gün 1-2 ihtiyarla açık tutulmakta ise de onlarda ahret şehrine son hızla koşmaktalar.Son Kadastro çalışmalarında(2009) gurbetten akın akın gelerek bir karış toprak için mahkemelik olanlar.Toprağınız çeşitli ağaçlarla dolup,vahşi tabiat sakinlerine mesken olmuş.Tarihi Ahşap evin üzerinden kırılan 2-3 kiremitten akan sular 3-4 sene içinde toprağa dönmelerini ister gibilerdir. Bu ata yadigarlarına niye sahip olmazsın. Varlıklı gurbetci!
Temmuz 2012
FEHMİ NALBANT

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Eski köy düğünleri - 20 Haziran 2019
KÖPRÜ 3 - 25 Kasım 2017
KÖPRÜ 4 - 25 Kasım 2017
Seyir Terası - 20 Kasım 2017
AZDAVAY MERKEZ CAMİİ - 10 Kasım 2017
Azdavay Köyleri - 29 Haziran 2017
NİNEMİN MÜDÜR LAKABI - 28 Nisan 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ