Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
tor-al ticaret
Azdavay Haber Tanıtım

Anamın Babamı Arayışı

Fehmi Nalbant

Fehmi Nalbant

1930 yılların sonlarında,köylerimizden göçlerin başladığı yıllardı.Rahmetli babamın çok sevdiği bir arkadaşı Mehmet Özyürek,yıllar evvel gittiği İzmir’e babamı da davet ediyordu. Babam,Aile büyüklerinin olumsuz görüşlerini, ellerini öperek, mantıklı ve ikna edici sözleri ile gönüllerini ve dualarını alarak İzmir’e çalışmaya gittiği söylentisini sık duyuyorduk.
Rahmetli anam,(Babanızın elinden her iş geldiği için İzmir’e usta başı olarak çağrıldı) diye ögünürdü. (Aile ve sıla hasretini gidermek için senede bir gelirdi.) Diyerek babamı dilinden düşürmezdi. İzin bitişinin ardından 1942 yıl başlarında çalıştığı İzmir-Karataş Muallim Mektebinde şimdi ki (KIZ LİSESİ) kurduğu iskeleden düşmesi ile (Görev Şehidi) olduğunu söyleyip, yıllar sonra da olsa, hatırladıkça yaşlı gözlerle ağlardı.
Mehmet ÖZYÜREK ise, Paşa Köprü Mezarlığına, Okulun müdürü, Öğretmenleri, öğrenciler ve sevenlerince gömüldüğünü, yıllar sonraları hıçkırıklarla bizlere anlatırdı.
1965 yılı görevli olduğum, Elazığ’dan ailece köye(AZDAVAY-KAYABAŞI) geldik. 15 gün sonra da İstanbul’a geçip, ağabeyimde 2 gün kaldıktan sonra. Anamı otobüs tuttuğu için trenle Elazığ’a götürüyorduk. İlk kez Haydar Paşada gördüğü trenin merdivenlerine basar basmaz. (tren tuttu) diyerek uzandığı kompartıman da ki koltukta sap sarı olmuştu. Psikolojik tutuş bu olsa gerekti. İZMİT’e kadar gözünü hiç açmadan ve kırpmadan gitmişti.
Koridorda geziniyor. İzmit’i seyrediyordum. İzmit’e gelindiğini duyuran anonsu duyan anam,(elleri üzeri) emekleyerek hem gidiyor hem de koridorda ki camlardan sanki bir şey arar gibi heyecanla, görülen bütün cadde ve sokakları tarıyordu. Bu halini merak edip sorduğumda (BABANIZA BAKIYORUM) diyordu. Rahmetli anam, meğer İzmit’i İZMİR diye anlamıştı. Rahmetli babam, İzmir’de öleli (o tarihte) tam 25 sene olmuştu amma.Belki de, Babamın öldüğüne inanmadığı için çevreyi heyecan ve merakla araştırıyordu. Adapazarı’na kadar babamı arayışına gözlerini kırpmadan, gözlerinden gelen yaşları da çemberinin (Baş örtüsü) nün ucu ile siliyor. Hem de ana- oğul yaşlı gözlerle, giden trenin koridorundan görülen sokaklarda babamı arıyorduk.
Görevli olduğum SİVRİCE İlçesinde, evimizin bitişiğinde ki binada, devlet gözetiminde Kimsesiz Çocuklar kalıyordu. Aralarında ki kavga ve dövüşlere çok üzülür. Gider ayırır. Onları doğurup sokağa atan analara, mahalli şivesi ile bildiği kötü sözleri sıralar. Sonrada onları etrafında toplayıp (doğurup buralara atmışlar. Ah yavrularım köyümde olsam, bir tencere yumurta pişirir. Sizi doyururdum) der. Onları okşayarak hikayeler anlatır. Sever sevindirirdi.Ertesi gün anam çocukları geç aradığında topluca kapıya gelerek, anamın sağlık durumunu sorarlardı.
O yıllar yapılan genel seçimlerde ilk kez birleşik oy pusulası kullanılıyordu. Oylar kullanılmış sandıkların açılma zamanı gelmişti. Akşam yemeğinde idik. Anama (kime oy verdin) dedim. (Uzunca olan oy kağıdını şöyle önüme açtım. Koydum masanın üstüne. Elime aldığım boyalı mühre (huh) diyerek üfledikten sonra. Hepsini gözden geçirdim. Baktım ki; hepsi de yalvarıp duruyorlar. Dikkatlice her birine birer mühür vurarak hepsinin gönlünü aldım) diyordu.
İşte, Rahmetli Anamın adaleti böyle bir şeydi.

Kasım 2012

Fehmi NALBANT

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Eski köy düğünleri - 20 Haziran 2019
KÖPRÜ 3 - 25 Kasım 2017
KÖPRÜ 4 - 25 Kasım 2017
Seyir Terası - 20 Kasım 2017
AZDAVAY MERKEZ CAMİİ - 10 Kasım 2017
Azdavay Köyleri - 29 Haziran 2017
NİNEMİN MÜDÜR LAKABI - 28 Nisan 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ