Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
tor-al ticaret
Azdavay Haber Tanıtım

ANADOLU’DA ASTRONOMİ VE MATEMATİK ÖĞRETİMİ KASTAMONU’DAN BAŞLADI!

Erdal Arslan

Erdal Arslan

Çok mu iddialı bir başlık oldu?
Hadi canım sende mi dediniz?
Her iyi ve güzel şeyi Kastamonu’ya hasrettiğimi mi düşündünüz?
Dünyanın merkezinin Kastamonu olduğuna inandığımı mı zannettiniz?
Çocukluk ve gençlik yıllarım Azdavay’ın yeşil cennetinde geçti. Yeşilin her tonunu ayağımın altına seren, yağmurda çamuruyla, zemheride beyaz gerdanıyla, sayılı gün yaşadığımız çöl sıcağıyla hem çocukluk ve gençlik yıllarımı hem de o yılların dünyası Azdavayımı burnumda buram buram tüttüren hasret, 18 aylık askerlik, iki yıllık üniversite ve iki yıllık İstanbul macerasının ardından Kastamonu diyarına attı bedenimi.
1998 yılından bu zamana 21 yıl bağrında yaşadım evliya, şüheda yatağının…
Kastamonu bir koca umman, ben ise küçük bir balık… Bu ummandan dışarı çıkarsam, Ilgaz’ın yüce doruklarından öteye aşırırsam bedenimi, boğulacağımı biliyorum!
Aşk dediğiniz şey var ya dostlar;
Bildiğiniz aşığım bu şehre. Karaçomak deresinin bir gerdanlık gibi bağrını süslediği Plevne Caddesi üzerinde yürürken bile, Kastamonu’yu özlüyorum…
Yakup Ağa Külliyesinde yüzüme, sırtıma haşarı dokunuşlar yapan, zayıf, güçsüz, ince saçlarımı ikide bir dağıtıp atan rüzgarı, eserken özlüyorum.
Şeyh Şaban-ı Veli’de sabah namazının ardından sıcacık çorbayı yudumlarken ısınan yüreğime doldurduğu Gümüşlüce kokusunu, koklarken özlüyorum.
İsmail Bey Külliyesi’ni omuzlamış Şehinşah Kayası’na bakarken, özlüyorum Hulviyyatı, Ali Acemiyi, develeri, astronomi havuzunu ve Şirvani’yi…
Geldik mi şu çok iddialı başlığın bam teline?!
Ne demiştik yazımızın başlığında:
“ ANADOLU’DA ASTRONOMİ VE MATEMATİK ÖĞRETİMİ KASTAMONU’DAN BAŞLADI!”
Candaroğulları Beyliği döneminden günümüze ulaşan tek külliye; Şehinşah Kayası denilen tahtına kurulmuş, Kastamonu’yu Karaçomak Deresi düzleminde her daim seyreyleyen İsmail Bey Külliyesi.
Bu külliyeyi anlatmak öyle birkaç sayfaya, birkaç saate sığmaz aslında. Ve bu külliyeyi bütün okullarımızda çocuklarımıza, bütün kurumlarımızda memurlarımıza, bütün sivil toplum örgütlerimizde ve odalarımızda esnafımıza anlatmak lazım.
Zordur her bir taşının ayrı bir hikaye barındırdığı, her bir eserinin ayrı bir değeri haykırdığı böylesine eserlere sahip olmak.
İsmail Bey Külliyesi eserlerinden birisi de medresedir diyerek asıl konumuza bodoslama dalalım ki dar yerimizde Kastamonu’daki ilim ateşinin harıyla gönüllere kor düşürebilelim…
Candaroğulları Beyliğinin son hükümdarı, alim, fazıl, komutan, Fatih Sultan Mehmet’in dayısı Kemalettin İsmail Bey, hükümdarlık koltuğuna oturduğu 1443 yılından yeğeni Fatih tarafından ülkesinin Osmanlı’ya ilhak ettirildiği 1461 yılına kadar geçen zaman zarfında Kastamonu’yu Anadolu’nun en mamur, en zengin, en huzurlu ülkesi yaparken aynı zamanda alimlerin de cazibe merkezi haline getirmişti.
Şehinşah Kayası üzerine inşa edilirken külliye, Niksarlı Muhyiddin Mehmed için özel olarak bir de medrese yapıldı. Bu medresenin içine 300 kitaplık da bir kütüphane…
Niksarlı, Hüsameddin-i Tokadî, Yusuf Bâlî, Molla Fenârî ve Molla Yegân gibi ünlü bilginlerden dersler aldı. Kadızade-i Rûmî’nin öğrencilerinden Fethullah Şirvânî’den matematik bilimlerini öğrendi. Yani döneminin en büyük isimlerinin tedrisatından geçti.
Şirvani ise, birçok ilim büyüğünden aldığı dersler yanında Kadızade Rumi’den astronomi ve matematik ilmini en geniş şekilde öğrendi. Ve doğunun matematik ilmini Anadolu’ya taşıdı. Kastamonu’ya geldiğinde Niksarlı Muhyiddin Mehmet’in de aralarında bulunduğu birçok ilim sevdalısına nakşetti astronomi ve matematik bilgilerini.
Sultan 2. Mehmet, dünyanın incisi İstanbul’u alıp hem Peygamber (s.a.v.) övgüsüne hem de Fatih ünvanına kavuştuğu yıl, Kastamonu da bir ilim deryasını, Fethullah Şirvani’yi ebedi aleme uğurladı. Şirvani’nin vefatının ardından 2. Beyazıt’ın teklifine kadar Kastamonu’da kalan Niksarlı da, İsmail Bey Medresesi’ne ve alimler şehrine ikinci büyük kaybı yaşattı.
Bu medrese adeta Anadolu’daki ilmin zirve noktasıydı. Fethullah Şirvani ve Muhyiddin Mehmet dışında Seyyid Ali Acemi, Sinoplu Tabib Halil bin Mü’min, Sinoplu Tabib ve edib Mehmet, Tabib ve Edib Kemalettin, Kastamonulu Edib ve Şair Turabi, Senai, Haki, Acem Hamidi gibi Anadolu’nun ismini diline doladığı ilim ve edebiyat dünyasının duayenleri Kastamonu’dan yaydılar tüm Anadolu’ya ilim ışığını…
Şimdilerde bu eserlerimizi gezerken ya da misafirlerimize anlatırken; birkaç kelime ile iktifa ediyoruz!
Kastamonu bir tarih atölyesi. Her bir köşesi ayrı bir tarihi saha, her bir sokağı ayrı bir dönem, her bir eseri ayrı bir hikaye…
Ve ecdad torunlarının kendisini fark etmesini bekliyor.
Gelecek geçmişin ışığıyla aydınlanır!
Geleceğimizi aydınlatacak olan ışık, ışıklar hemen yanıbaşımızda duruyor, kendilerini görmemizi bekliyor, tanımamızı istiyor…

ERDAL ARSLAN

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ